|
|
 |
 |
 |
 |
|
Cinsel Eğitim Nasıl Olmalı
|
Son yıllarda çocuk tacizlerinin büyük bir hızla
artıyor olması, anne-babaları ciddi bir "panik" havasına soktu. Zira
konu hakkında ne önleyici tedbirlerden bahsediliyor, ne de kurumsal bir
yapılanma ortalıklarda görünüyor.
Bir yandan ülkemizin hemen her şehrine öbek öbek yayılmış bulunan bu
kanserli hücreler çocukların o masum yaşantılarının üzerine bir kara
bulut gibi çökerken, diğer yandan soruna ciddi ve kalıcı çözümler
üretilemiyor olması, toplumun bütün kesimlerini rahatsız etmeye devam
ediyor. Daha da ötesi, sorunu çözmek adına uygulanan yöntemlerin bir
süre sonra sorunun bir parçası olmaya başlaması konuyu daha da çözümsüz
hale getiriyor.
Bu bağlamda, çocuklara cinsel eğitim verilmesinin tacizleri önleyeceği
yönünde yapılan açıklamalar ve uygulamalar da sorunun daha da dallanıp
budaklanmasına neden olmaktadır. Sorgulayıcı bilimsel yaklaşımdan uzak
olarak ele alınan çocuklara cinsel eğitim maalesef, Milli Eğitim
müfredatına kadar girmiş durumda.
Ergenlik Döneminde Değişim Projesi adı ile çocuklara "cinsel eğitim"
verilmesi uygulamasının sorunu daha da karmaşık hale soktuğu
görülmektedir.
Cinsel eğitim tacizi önler mi?
Hemen cevap vermek gerekirse; bir grup çocuğa aynı ortamda cinsel bilgi
verilmesi taciz olaylarının önlenmesinde ve çocukların cinsel
kimliklerinin sağlıklı bir şekilde oluşmasında doğru bir yöntem
değildir. Zira, çocukta cinsel öğrenimin adım adım oluşması gerekir.
Cinsel kimlik oluşumunda en kritik nokta, çocuğun ruhi ve zihni gelişimi
ölçüsünde "çok hassas" olarak ve "bilinmesi gerektiği kadar bilgi"
prensibi ile eğitim verilmesidir. Hâlbuki okullarda ve kalabalık bir
grup içinde hangi çocuğun, hangi oranda cinsel bilgiyi sindirebileceği
önceden kestirilemez.
Her bir çocuğun konu hakkında ön bilgisi farklı olacağı gibi, anlatılan
konuların hangi çocukta nasıl tesir oluşturacağı da önceden tahmin
edilemez. Verilen bilgiler bir kısım çocukta negatif tesir
oluşturabilir. Örneğin, mastürbasyona başlayan çocukların bir kısmının,
"mastürbasyonun zararları" konulu bilgilendirici toplantılardan sonra,
merak edip başladığı unutulmamalıdır.
Grup içinde cinsel eğitimin ikinci olumsuz yanı; böylesi bir ortamın
çocuğun utanma duygusunu zedeleyecek olmasıdır. Zira cinsellik her
çocuğun "özel" dünyasıdır, bu dünyanın "genel"e açılması, çocuğun
sınırlarını ayarlayamamasına neden olabilir. Ayrıca, bu eğitimin doğal
neticesi olarak, bir zamanlar konuşulmasından çekinilen konuların, bir
süre sonra arkadaş arasında kontrolsüz olarak konuşulmaya, esprilere
konu olmaya başlama riskidir.
Aileler her ne kadar çocuklarının öğretmen gözetiminde doğru bilgiler
aldığını düşünseler de, ders çıkışında çocukların kendi arasında cinsel
konuları konuşmaya devam edeceği, doğruluğu belli olmayan ve filtreden
geçmemiş bilgilerin çocukların kendi arasında paylaşılacağı
unutulmamalıdır.
Bu ve buna benzer onlarca sebep analiz edildiğinde, çocuklara okullarda
ve toplu bulunulan mekânlarda cinsel eğitimin verilmesinin doğru
olmadığı görülmektedir. Davranış bozukluğu sergileyen gençlerle yapılan
terapi görüşmelerinde görülmektedir ki, birçok çocuğun kendi sınırlarını
gereksiz yere ilk kez aştığı dönem, vaktinden önce ve ihtiyaç olmadığı
halde verilen cinsel bilgilerin alındığı dönemdir.
Rusya, cinsel eğitimden neden vazgeçti?
Aslında, ilk defa 1917 yılında Rusya'da uygulanmaya başlayan çocuklara
cinsel eğitimin ana amacı, çocuklar arasında istenmeyen gebeliklerin
oluşmasının önlenmesi idi. Komünist Rusya'da uzunca bir süre,
cinselliğin, yemek, içmek gibi insanın doğal bir ihtiyacı olduğu fikri
yayılmıştı. Yani, insan nasıl ki, yemek yerken, su içerken, uyurken
utanmıyorsa, cinselliğini de yaşarken utanmaması gerekirdi. Ancak
ilerleyen yıllarda görüldü ki, çocuklara cinsel eğitim faydadan daha çok
toplumda yeni problemlerin oluşmasına yol açmaya başladı. Genç kızlar
istenmeyen gebelikler yaşamaya, sapkınlıklar yaygınlaşmaya başladığında
Rusya böylesi bir uygulamaya 1940'lı yıllarda son verdi. Sonraki
yıllarda cinsel eğitim yerine "Etik ve Estetik" adında bir ders
başlatarak hatadan bir nebze dönülmüş oldu.
İki eğitim arasında ne fark var?
1. Mahremiyet eğitimi kişiye özeldir
Cinsel eğitim, bir grup çocuğa topluca verilir. Böylesi bir durum
çocukların ruh sağlığının zedelenme riskini doğurur. Hâlbuki "mahremiyet
eğitimi" kişiye özeldir. Her çocuk ayrı ayrı eğitilir. Çocuğu eğitecek
olan şahıs ise öncelikli olarak çocuğun birinci derecede yakınlarından
biri, eğer onlar uygun değilse mutlaka konunun uzmanı olan bir kişi
olur. Zira bilginin veriliş dozajı iyi ayarlanmazsa çocuk cinsel
davranış bozukluklarına yönelebilir.
2. Amaçları farklıdır
Cinsel eğitimin ana amacı, çocukların cinsel sorunlardan korunmasıdır.
Bir başka deyişle, cinselliğin problemsiz nasıl yaşanacağının
öğretilmesidir... Hâlbuki mahremiyet eğitiminin amacı, cinselliğin
mahrem bir konu olduğu ve evlilik öncesi cinselliğin yaşanmaması
gerektiğinin pekiştirilmesidir.
3. Sorunlara yaklaşım farklıdır
Cinsel eğitimde genel bilgiler aktarılır, şahsa ait özel konulara
girilemez, varsa o anda yaşanan sorunlar tespit edilip çözülemez.
Mahremiyet eğitiminde birebir görüşmeler yapıldığı için çocuğun o anda
yaşadığı sorunlar bizzat tespit edilip çözüme kavuşturulmaya çalışılır.
4. Mahremiyette aile de eğitilir
Cinsel eğitimde çocukların kendisinin eğitilmesi esastır, mahremiyet
eğitiminde anne-babanın da eğitilmesi gerekir.
5. Cinsel eğitim, özgürlük ister
Cinsel eğitimin fikrî altyapısı cinsel özgürlüktür, mahremiyet
eğitiminin amacı sınırlar içinde kalmaya teşviktir.
|
|
|
 |
 |
 |
|
2009©
HastaAdam.com Tüm Hakları Saklıdır.
|