Nasıl Kilo Veririm

ABD’de Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir toplantıda fazla kilolarından şikayetçi olanlara kalıcı olarak zayıflamaları için “enerji yoğunluğu düşük diyet” yapmaları önerildi. 

 

Şişmanlığın güncel ve yeni tedavileri, ABD’deki Harvard Tıp Fakültesi’nde düzenlenen uluslararası sempozyumda tartışıldı. 17-23 Haziran tarihleri arasında düzenlenen toplantıda Dünya’daki her iki kişiden birinin kilo alma nedeninin metabolizma hızındaki yavaşlama olduğu açıklandı. Uzmanlar kalıcı ve sağlıklı kilo vermek isteyenlere ise gramında 1.5 ile 4 kalori içeren yağsız süt, peynir, balık, kuru baklagil ile sebze ve meyvelerden oluşan düşük enerji yoğunluklu diyet önerdiler

“Kilo Yönetimi, Şişmanlığın Güncel ve Yeni Tedavileri” konulu uluslararası Amerikan Diyetisyenler Derneği Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcileri Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve Diyetisyen Füsun Atayata da katıldı. Şişmanlığın nedenleri ve zayıflamada kullanılan yeni yöntemlerle ilgili sorularımızı beslenme ve diyet uzmanı Selahattin Dönmez’e yönelttik.

-Kilosundan memnun olan insan sayısı çok az. Kilonun neden olduğu estetik sorunlar her zaman konuşuluyor. Bu toplantıda şişmanlığın neden olduğu sağlık sorunları konusunda hangi önemli başlıklar ele alındı.
“Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Beslenme Bölümü Öğretim Üyesi Frank Hu toplantıda şişmanlığı değerlendirirken tek başına beden kitle indeksini kullanmamak gerektiğini, mutlaka karın bölgesindeki yağın ölçümünde bel çevresi değerlendirmesinin yapılmasını önerdi. Biliyorsunuz bel ölçüsünün kadınlarda 85, erkeklerde 102 santimetrenin üzerinde olması risk faktörü olarak kabul ediliyor. Shanghai Women’s Health Statü çalışmasını örnek gösteren Frank, özellikle bel ve kalça oranındaki artışın kadınlarda kardiyovasküler hastalıklardan ölüme neden olduğunu belirtti. Toplantıda insülin direnci ile damar sertliği arasında pozitif bir ilişki olduğu açıklandı. Özellikle insülin direnci olan olan şişman bireylerde yeni bir kriter olan trigiliserit (kan yağı)/ HDL (iyi kolesterol) oranının mutlaka değerlendirmesi gerektiği vurgulandı.

Mayo Klinik Beslenme Profesörü Donald D. Hensrud şişmanlığın klinik yönünü anlattı. Amerika Birleşik Devletlerinde 2006 yılı verileri, toplam nüfusun % 32’si şişman, % 66’sının ise hafif şişman olduğu bildirildi. Şişmanlığın getirdiği sağlık sorunlarının uzun uzun tartışıldığı toplantıda birçok klinik sorun da tanımlandı. Tip 2 Diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kan yağları sorunu, inme, koroner damar hastalığı, birçok kanser çeşidi, solunum yolu hastalıkları, reflü, karaciğerde yağlanma, jinekolojik sorunlar (anormal adet kanamaları, kısırlık, polikistik yumurtalık sendromu), deri problemleri (selülit) şişmanlığın neden olduğu başlıca sağlık sorunları arasında yer alıyor.

İŞTAH KONTROLÜ
-Şişmanlıktan iştah sorumlu tutuluyor. İştahın kontrol altında tutulması mümkün mü? İştahın kontrolünde hangi faktörler rol oynuyor? Bu konuda da yeni bilgiler ele alındı mı?
“Toplantının en ilgi çekici konuşmalarından birisi bu konuyla ilgiliydi. Purdue Üniversitesi Beslenme ve Diyet Bölümü Öğretim Üyesi Richard Mattes beslenmemizde iştahın nasıl bir rolü olduğu konuşması büyük ilgi gördü. Temelde problemin enerji dengesinde, besinin kısıtlanmasında, ve besinin yasaklanmasında oluşan dengesizliklerden kaynaklandığını vurguladı. Özellikle fiziksel aktivite yapan bireylerde iştahın uyarıldığı, yüksek enerjiyi CHO’lardan ve yağlardan sağlayan bireylerin de iştahlarının sürekli açık olduğunu belirtti.

FAZLA DÜŞÜK GLİSEMİK İNDEKSLİ GIDA TÜKETMEK DE SAKINCALI
-Zayıflamak isteyen kişilere kan şekerini yükseltmeyen düşük glisemik indekse sahip besinler önerilir. Bu bilgi hala geçerli mi?
“Richard Mattes, karbonhidratlar ve iştah, besin seçimi ve enerji dengesi arasında bir karmaşanın olduğunu, bu nedenle glisemik yükü (indeksi) düşük olan besinlerin seçiminin açlığı baskıladığı, leptin, insülin ve grelin hormonlarının çalışmasında da olumlu katkılar sağladığını söyledi. Yüksek glikoz içeren besin tüketildiğinde insülin salınıyor, kan glikozu düşmekte, açlık tetiklenmekte, besin alımı artmakta enerji dengesi bozularak ağırlıkta artmakta. Ancak bazı bireyler glikoz yerine yüksek fruktoz içeren glisemik indeksi düşük görünen besini tükettiğinde de insülin düzeyi düşerek serum leptin düzeyi de aynen glikoz içeren bir ürün gibi açlık tetiklenmekte, vücut ağırlığı da artmaktadır. Bu nedenle glisemik indeksi düşük besinler seçilirken dikkat edilmelidir. Bireyler acıktığında en çok midede kazınma, midede asit artışı, baş ağrısı, baş dönmesi, anksiyete, konsantrasyon kaybının oluştuğu belirtiliyor. Bilimsel olarak “iştahın hiç bir zaman ölçülebilecek bir parametre olmadığı” açıklandı. İştah, enerji alımı ve harcaması arasında bir köprü kurarken yeterli enerji alımı ile kontrol edilebilen ancak akut streslerden korunduğunda da kontrol edilebilen mekanizmadır.”

-Sempozyumda şişmanlığın nedenleri arasında genetik faktörlerin yeri de sorgulandı mı? Şişmanlıkla ilgili hala bilinemeyen faktörler var mı?
“Kaliforniya Üniversitesi Beslenme ve Tıp Bölümü Öğretim Üyesi Greenwood, salgın hastalık olan şişmanlığın genetik kompanentler açısından güçlü etkinin olduğunu ve yaklaşık olarak genetim geçişin % 30-70 arasında olduğunu söyledi. Hala şişmanlığın bilinmeyen yönünün %10 olduğunu belirtiliyor.

İLAÇLARDA KİLO ALDIRIYOR
-Özellikle 40 yaş üstündeki insanlarda birden fazla kronik hastalık görülme sıklığı çok fazla. Bu hastalıkların tedavilerinde de değişik ilaçlar kullanılıyor. İlaçlarla kilo ilişkisi konusunda yeni bilgiler var mı?
“Kilo değişikliğine etken olan ilaçlar da toplantıda anlatılan en önemli konulardan biri idi. Bu nedenle ilaç kullananların ilaç prospektüsüne bakıp bu etken maddeleri kesinlikle kontrol etmeleri uyarı bulunuldu. Kilo almaya neden olan etken maddeler; kortikosteroidlerden prednisone, antidiyabetiklerden insülin, antikonvülzanlardan karbamazepin, duygu dengeleyicilerden lityum, antidepresanlardan olanzapin, antihipertansiflerden propranol, oral kontraseptiklerden depo-progesteron etken maddeler.. Kilo kaybına neden olan etken maddeler ise; antidiyabetiklerden metformin, antikonvülzanlardan topiramate, antidepresanlardan bupropion olarak bildirildi.

AZ UYUMAK ŞİŞMANLIK NEDENİ
-Kilo olmaya neden olan faktörler içerisinde en önemlilerini sıralarsanız nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
“Kilo alımına etken olan risk faktörleri de şöyle sıralandı: Endokrin-metabolizma hipotroidi, düşük metabolizma hızı, gebelik dönemi ortalama ayda 1.5-3 kg arasında kilo alımına neden oluyor.. Sigara bırakma ile bireyler ayda ortalama 2-4 kg arasında kilo alma riskine sahip. Ayrıca sigara ve alkol kullanımının vücutta yağlanmaya neden olduğu bilimsel çalışmalarla toplantıda desteklendi. Yetersiz uykunun da bireylerin kilo almasına neden olduğu anlatıldı ve günde 8 saatin üzerinde uyumayla, 5 saatin altında uyumanın yağlanmayı artırdığı açıklandı. Kilo almaya neden olan diyetsel faktörler ise şöyle belirtildi. Bireyin kalori alımını arttıran, ev dışında yemek yeme, büyük porsiyonlarda besin tüketme, çeşitli besinlerden fazla yeme, rafine besinlerin fazla tüketilmesi şekerli içecekler, pizza ve abur cubur yemenin sıklaşması olarak belirtildi. Ayrıca diyetin yağ içeriğinin ve şeker içeriğinin devamlı olarak artması bireyde bel çevresini arttırdığı bu nedenle yüksek lif içeren ve düşük yağlı diyetlerin kilo verme ve korumada en iyi yol olduğu bildirildi.

-Kilo vermek için önerilen binlerce diyet söz konusu. Bilimsel ve etkin bir diyet hangi özelliklere sahiptir? Diyet yapanlar nelere özen göstermeli?
“Kilo vermek için uygulanan yöntemler tek tek tartışıldı. Dünyada güncel olarak uygulanan diyet yöntemleri şunlardır: Günde normal zamanda alınan günlük enerjinin 500-1000 kalori azaltma yapılarak erkeklerde 1200-1600 kalori, kadınlarda 1000-1200 kalorilik diyetlerin uygulandığı sistem, yağ sayma diyetleri, puanlama sistemi diyetleri, alternatif besin seçme diyeti, besin tipine göre porsiyon azaltma diyetleri, çok düşük kalorili diyetler, sıvı besinlerle öğün planlama, enerji yoğunluğu diyetleridir. Son zamanlarda yeni bir kavram olan Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bilimlerinin de önerdiği düşük enerji yoğunluğu diyetlerini tavsiye ediyor.

DÜŞÜK ENERJİ YOĞUNLUĞU DİYETİ
-Düşük enerji yoğunluğu diyetiyle ilgili ayrıntılı bilgi verir misiniz?
“Besinin ağırlığı ile kalori arasındaki ilişkidir. Özetlemek gerekirse; besinin her gramının kalorisinin oluşturduğu yoğunluktur. Bu terminolojide besinler 3 kategoriye ayrılmıştır. Yüksek enerji yoğunluğuna sahip besinler: bisküviler, krakerler, tereyağı, yağlı etlerdir. Bu besinlerin her gramları 4-9 kalori arasında enerji içeriğine sahiptir. Bu besinlerin çok tüketimi şişmanlık için en önemli risk besinlerini oluşturmaktadır. Orta enerji yoğunluğuna sahip besinler: kurutulmuş meyveler, humus, yarım yağlı peynirlerdir. Bu besinlerin her gramı yaklaşık 1,5-4 kalori enerji içermektedir. Bu besinler kilo verme de ve korumada tampon besinler olarak belirtilmektedir. Düşük enerji yoğunluğuna sahip besinler ise taze meyve ve sebzeler, yağsız süt ve süt ürünleri, çorbalardır. Bu besinlerin her gramı 0-1.5 kalori enerji içermektedir. Bu nedenle bu besinler bireylerin hem kilo vermelerinde kolaylık sağlarken hem de vücut yağ kitlelerinin azalmasında sihirli etkiye sahip olup, kas kitlelerinin korunmasında önemli besinlerdir denilmektedir. 2005 yılında yayınlanan Amerikalılar için besin rehberinde de belirtilen; kilo yönetiminde yüksek enerji yoğunluklu besinlerin yerine taze sebze ve meyvelerin eklenmesi, doygunluğu arttırmakta, aşırı yemeyi durdurmakta, gün içerisinde alınan enerjiyi de azaltmaktadır. Besinin içerisindeki su ve diyet lifi arttıkça besinin enerji yoğunluğu azalmakta böylece kilo vermek doyarak ve daha kolay bir yolla yağ yakımı sağlanmaktadır.

-Enerji yoğunluğu düşük diyetle ilgili bir örnek verebilir misiniz?
Harvard Tıp Fakültesi Beslenme komitesi artık bireylerin “daha az para harcayarak, daha fazla yemek yenilerek” kilo verilmesi tezi üzerinde hem fikirdedirler. Buna Harvard Tıp Fakültesi Diyeti ile örnek verdiler. Yüksek diyet lifi içeren düşük yağlı Enerji yoğunluğu düşük kilo verdirme diyeti:

Kahvaltı:
1 küçük boy muz
1 yumurta
1 ince dilim buğday ekmeği
1 su bardağı yağsız süt
Açık çay

Ara:
1 adet kabuklu armut ve 1 su bardağı su

Öğle:
160 gram ton veya somon balığı (fırınlanmış)
1 kase haşlanmış sebze (brokoli, havuç, taze fasulye)
1 ince dilim buğday ekmeği

Ara:
1 adet kabuklu elma ve 1 su bardağı su

Akşam:
1 avuç içi kadar derisiz hindi veya tavuk et ( haşlanmış)
½ orta boy veya 3 yemek kaşığı haşlanmış mısır
1 su bardağı su

Ara:
1 su bardağı yağsız süt içerisine yüksek lif içeren 4 yemek kaşığı tahıl gevreği

-Kilo vermeyi destekleyici vitaminlerden söz edildi mi? Bu vitaminlerin minerallerin bir etkisi var mı?
“Tufts Tıp Fakültesinden Profesör Scott Shikora kilo verme sürecinde diyet destekleyici kullanmanın uygun olmadığını söyledi. Vitamin, mineral ve antioksidanların da birer ilaç olduğunun unutulmaması gerektiği anlatıldı. Kilo kaybı sağlayacak herhangi bir vitamin, mineral ve destekleyicinin daha tıbbi çalışmalarda kanıtlanmadığını da bildirdi.

KİLO VERMEDE GERÇEKÇİ HEDEFLER
-Kilo vermek isteyen insanların beklentileri yüksek olduğu için, en ufak bir başarısızlık da hayal kırıklığı yaratıyor, gerçekli bir beklenti nasıl olmalı?
“Kilo vermeye çalışan bireylerin hedef kilolarını belirlemede hayal edilen kilolar yerine gerçekçi kilolar olması gerektiği bildirildi. Bunun için Profesör Gary Foster’ın yaptığı çalışma etkileyici idi. 48 hafta boyunca diyet tedavisinde olan 45 kadının ortalama 16 kg kayıpları sonunda sorulan sorularda; kadınların % 9’u ancak verdikleri kilodan mutlu olduğunu, % 24’ünün verdiği kilonun idare edeceğini, % 20’sinin hiç memnun olmadığını ve daha çok kilo vermesi gerektiğini, % 47’sinin ise kilomu verdim ama hala başarılı değilim daha kaç kilo verebilirim gibi karmaşalarla diyet tedavisine devam ettiklerini gözlemlediler. Aslında tüm kilo veren kadınlar benzer özelliklere sahip olup, artık sağlık profesyonelleri tarafından önerilen sağlıklı kilolarına gelmişlerdi. Bu nedenle Gray, özellikle beklenti dışı kilo verimlerinin bireyin davranış değişikliğinde negatif etki yaratacağını bildirdi. İşte bu gerçekçi olmayan vücut ağırlıklarını hayal eden kadınların yaşam boyunca kilo ile mücadele edeceğini bildirdi.

KİLO VERMEYİ HIZLANDIRAN BESİNLER
-Kilo vermemize yardımcı olacak etkilere sahip besinler neler? Hangi gıdaları mutlaka tüketmeye özen göstermeliyiz?
“Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’ne göre domates, yeşil çay, soya, soğan, sarmısak ve pırasa mutlaka tüketilmeli. Domates ve ürünleri; içerdikleri karotenoid, lutein aktif bileşenleri nedeniyle LDL kolesterolü düşürmekte, tansiyona iyi gelmektedir. Tümör oluşumunu da yavaşlattığı için vazgeçilmez besinlerden biri olmalıdır denildi. Yeşil çay detoksifikasyonda çok etken mutlaka 4 fincan gün içilmesi önerildi. Soya içerdiği isoflavonlar sayesinde osteoporozdan koruyarak, iyi huylu kolesterolün yükseltilmesinde kilo verme süresince oldukça etkili olduğu açıklandı.Soğan, sarımsak ve pırasa ise süper üçlü olarak belirtildi. Kolesterol ve yağ sentezini azalttığı, kan basıncını düşürdüğü bildirildi. Brokoli, lahana çeşitleri, karnabahar içerdikleri sülfaranlar ve isotiyosiyonatlar içermesi nedeniyle zayıflama diyetlerinin baş tacı olması gerektiği belirtildi. Güçlü kanserojen aktivasyonunu engellemesi ile de sağlıklı beslenmede bulunması gerektiği vurgulandı. Zayıflama diyetlerinde somon, ton balığı gibi yağlı balıların fırınlanarak yenilmesi gerektiği kalp sağlığı açısından önemli bir yere sahip olan bu besinlerin kilo verme ile oluşacak dikkat kaybının ortadan kaldıracağı belirtildi. Kan şekeri düzeyini koruyan taze sebze ve meyvelerle, kuru baklagilleri zayıflama diyetlerinde her öğün mutlaka birinin bulunması gerektiği bildirildi. Son olarak muz ve enginarın içerdiği inülin maddesi nedeniyle de sindirim sistemi sağlığını koruduğu ve bağışıklık sistemini arttırdığı bu nedenle zayıflama diyetlerinde yer almasının en doğru seçim olacağı bildirildi.

ntv

 

2007© HastaAdam.com Tüm Hakları Saklıdır.